29 Ekim 2012 Pazartesi

Yenge ve Kayınço Seks Hikayesi

Slm millet adım Sinem, 7 senedir evliyim, 26 yaşındayım, 1.72 boyunda, sarışın ve balık etli bir kadınım. Zihnî defolu kayın biraderimle aramda yaşanan ancak cinsiyet hikayemi paylaşmak istiyorum, zira hiçkimseyle paylaşamıyorum ve paylaşamayıp içe atmak ağır geliyor insana.Seks Hikaylerim bundan 3 yıl evvel ocak ayında geçiyor. Kocamla bu arada (Anadolu’nun şirin ancak köyüne) tatile köye gittik. Köyde yaşayaşan kaynanam, kayınbabam ve kocamdan küçük hasıl zihnî defolu kaynım (İlhan), geleceğimizden haberleri olduğu amacıyla baya tedarik yapmışlar, bizi bekliyorlardı. Gittiğimizde yoğun ancak ilgi, ancak alaka, utandırmışlardı beni. Alelhusus kaynım, “Yengem geldi, yengem geldi!” diye diye ortalığı velveleye vermişti. Elhak bu ilgi aşırı hoşuma gitmişti. Yemekler yenildi, çaylar kahveler içildi, sohbetler edildi. Derken, kocamla ego yorgunluktan mahf olmuştuk, yatmak amacıyla izin isteyip, odamıza gittik, yattık uyuduk. Sabahleyin temiz havanın etkisiyle ercecik uyandım. Pencereden baktığımda kayınım İlhan hayvanları dere kenarına götürüyordu. Ego de üstümü giyinip hariç çıktım. Kaynanam inekleri sağmış, sütü konuşmak amacıyla ateşe koymuştu. Beni görünce gülerek, “Güzel gelinim uyandın mı, günaydın!” dedi. “Günaydın anneciğim!” deyip, ateşin önünde muhabette koyulduk. Kaynanam, maddi manevi bazı sıkıntılarının olduğunu anlatıyordu. Ego de, “Maddi teessürat halledilir de, manevi ağırlık nedir anneciğim?” dedim. Başladı anlatmaya, “Biz yaşlandık, kızlar uğramaz oldu, siz İstanbul’da, biz burda kala kaldık öyle. İlhanın durumunu biliyorsun, gitmediğimiz hekim kalmadı, amma hiçbir faydası yok. Anlaşma kaynağımız hayvanlar, onlar da hizmet ister, yaşlandık artık bakamıyoruz, İlhan da anlamıyor, hayvanları suya götürürüyor bütünü o kadar!” dedi, ahir, “Neyse... Hadi gel ancak çay koyalım, kahvaltı yaparız!” dedi ve kalktık tedarik yapmaya başladık. Kocam da uyanmış elini yüzünü yıkadıktan ahir sofraya geldi. Kahvaltıdan ahir kocamma, “Biraz gezelim tarlalarda falan...” dedim. Kabul etti ve bahçeye indik. Dalından domates salatalık yemek kadar lezettli ancak madde daha yoktu. Aşırı hoşuma gitmişti... Akşam Ezanı olmuştu, amma benim içiş de kaynıyordu, temiz hava ve örgensel yiyecekler köle adeta Afrodizyak etkisi yapmıştı ve canım öylesine sex istiyordu ki, anlatamam. Yatağa girer girmez, ego hemen yapıştım kocamın dudaklarına ve sevişmeye başladık. İkimizin de Doyum olduğu adamakıllı ancak sikişmeden ahir, gayet huzurlu ancak şekilde yattık, uyuduk. Sabahleyin yine ercecik uyandım. Çimmek amacıyla banyoya girdim. Kimesne uyanmadan yıkanmalıydım, zira karye hali, koleksiyon çarpma ancak banyoları vardı. Eskiden orası mutfakmış, amma ahir etrafını hasırlarla kapatarak banyo yapmışlar. İşin açıkcası insanı bu bizar ediyordu. İyi ki ani su ısıtıcıları vardı, su kızdırmak zorunda kalmamıştım. Hemen aceleyle soyunup suyun altına girdim. 2 dakika ahir sanki ancak gölge görmüş gibi oldum, sağa sola baktım, birşey göremedim. Kim ola bu saate deyip bitmeme ettim, banyomu yapıp, hızlıca giyinip yattığımız odaya gittim. Amma banyonun ordan ancak takım sesler duydum. Düşkünlük ettim, pencereden baktım. Ancak de ne göreyim, kaynım İlhan banyo yaptığım kavuşum arka aracılığıyla çıkıyor. Ansızın afalladım, ne yapacağımı şaşırdım kaldım. Beni mi röntgenlemişti? Nasıl olurdu böyle birşey? Öğleden ahir banyo yaptığım kavuşum arka tarafına gidip baktım. Bayağı oraya konulan buğday torbalarının hemen yanında, ancak inç genişliğinde ancak aralık vardı. Artık on paralık şüphem kalmamıştı, kaynım beni dikizlemişti. Utana sıkıla anlayışsız geldim. Âlem dışardaydı. Ne yapacağımı bilmiyordum. Kaynıma da kızamıyordum, 24 yaşında genç ancak erkekti, ihtimal zihnî namına eksikti, amma o da ancak erkekti, onun da cinsî ihtiyaçları vardı. Onun amacıyla kızmadım ve kimseye de birşey söylemedim. Aradan birkaç gün geçmişti ve İlhan’ın bana bakışları aşırı değişmişti. Bunun farkındaydım, amma ne yapabilirdim ki? Ne diyebilirdim ki? Daha elhak sonuçta deliydi. Gece ergin ve âlem uyuyordu, benim ise uykum kaçmıştı. Uyumaya çalışıyordum, amma uyuyamıyordum. Kocam horlamaya başlamıştı bile. Ansızın aut kapının gıcırdamasını duydum, doğrulup ön cepheye baktığımda, İlhan’ı banyonun arkasına giderken gördüm. Ne yapıyor bu deli bu saate orda? diye bakmaya bitmeme ettim. Düşkünlük işte, yatıp uyusana, sana ne? Amma dedim ya düşkünlük işte, beni rahat bırakmadı, peşinden usulca hariç çıkıp, çitlerin aralıklarından baktığımda, adeta şok olmuştum. İlhan donunu indirmiş 31 çekiyordu. Hemen ordan ayrılmak istedim, hatta iki adım anlayışsız attım, amma yine vaz geçtim, biraz daha seyretmek amacıyla anlayışsız döndüm, daha dikatli bakmaya başladım. İlhan tam karşımda yan durmuş, hızlı hızlı 31 çekiyordu. Biraz daha bekledim ve İlhan kasıla kasıla boşalmaya başladı. Amma asıl şoku işte ondan ahir yaşadım, sikindeki kalan dölleri temizlemek amacıyla döndüğünde, avlunun ışığı yarağını tam aydınlattı ve ego hayatımda gördüğüm en büyük ve kalın yarağı gördüm. Gözlerim faltaşı gibi açılmıştı ve gözlerimi yarağından ayıramıyordum, dehşet ancak şeydi, bayağı inanılmazdı. İnternette aşırı yarak gördüm, amma böylesini hiçbir yerde görmedim. İlhan donunu çekerken ego de hemen anlayışsız içeriye girdim. Odaya geldiğimde kocam halen horluyordu. Hemen sırtımı ona dönüp uyumaya çalıştım, amma İlhan’ın yarağı ancak türlü aklımdan çıkmıyordu. İlerleyen günlerde İlhan’ın yarağı adeta beynimde saplantı haline gelmişti. Tanrım, nasıl ancak şeydi o yarak öyle? Ancak kadın nasıl içine alabilir onu? diye her düşündüğümde sırılsıklam oluyordum. Amma kocama birşey belli etmiyordum, sadece hemen odama girip kapıyı kilitleyip, İlhanın yarağını düşünerek masturbasyon yapıyordum. Günlerden Çarşambaydı, akşam ezanı üstüydü, evin telefonu çaldı. Telefonu kocam açtı. Bizar ancak sesle, “Ne zaman oldu, nasıl oldu? Yaşıyorlar mı?” diye konuşunca, âlem, “Kine ne oldu?” diye ayağa fırladı. Kocam, “Tamam geliyoruz!” deyip telefonu kapattı. Hepimiz merakla ne olduğunu beklerken kocam anlattı: Amcaları tarladan gelirken traktörün romorkü devrilmiş ve amcaları altında kalmış. Durumu aşırı ağırmış, kan da lazımmış. Kocam, “Hemen hazırlanıp çıkalım!” dedi. Ego de hazırlanmak istedim tabi, amma kocam, “Senin ve İlhan’ın gelmesine gerek yok, biz gideriz! Duruma göre sana haber veririm!” dedi. “Hayır, ego de geleceğim!” dedim, “Olmaz!” deyip kestirip attı. Kocama gizlice, “Kendine gel, ego burada yalnız kalamam, korkarım!” dedim. Kocam da, “Korkma, birşey olmaz. Hem İlhan burda ya!” dedi ve aceleyle çıktılar. Gidecekleri karye traktörle yarım saat sürüyordu, binip gittiler... Gece saat 23:00’e geliyordu, daha haber almamıştım. Patlamak üzereydim ki, evin telefonu çaldı. Hemen fırladım açtım. Arayan kocamdı, “Bu gece gelemiyoruz, durumu aşırı ağır, tıp fakültesine havale ettiler ve oraya gidiyoruz!” dedi. “Peki ne zaman geleceksiniz?” dedim. “Bilmiyorum, belli değil!” dedi. “Bari annem gelsin!” dedim. “Annem de yengemlerde, gelen giden aşırı, yengem ilgilenecek durumda değil!” dedi. “Tamam!” deyip kapattım telefonu. İlhan yere uzanmış Televizyon seyrediyordu, dünyadan haberi yoktu. Bana dönüp, “Annemler gelmiyorlar mı?” dedi. “Hayır!” dedim. On Paralık konuşmadan tekrar filmi seyretmeye bitmeme etti. Ego divanda oturdum, düşünüyordum. Saat baya geç olmuştu, “İlhan yatağına geçip yat istersen!” dedim. On Paralık konuşmadan kalktı ve yerine geçti, gömleğini ve kot pantolonu çıkararak, sadece donuyla ve atletiyle yatağa uzandı, üstünü örtmeden. Ve o dev yarak donunun içinde, karşımda öylece duruyordu. İnik hali bile aşırı büyüktü... Ego de orda divanda uzandım, amma uykum gelmiyordu, gözüm hep ondaydı. İçimi karışık duygular kaplamıştı, amım ıslanmış ve istemsiz hareketler yapıyordum, elim çoktan pijamamın içinde amıma varmıştı bile. İki parmağımı amımın içine sokup çıkarıyordum. Ansızın İlhan’ın bana baktığını gördüm, kaşıyormuş gibi yapıp elimi çektim hemen. İlhana baktım, bu sefer o sokmuştu elini donuna ve gözlerimin içine bakarak yarağıyla oynuyordu. “Napıyorsun İlhan, çek elini ordan!” diye bağırmışım. Hemen elini çekip bakışlarını kaçırdı. Sonradan üzüldüm çocuğa bağırdım diye ve telafi etmek amacıyla onunla konuşmaya başladım. Kısa cevplar veriyor, gözünü benden kaçırıyordu... “İlhan seninle ancak madde konuşamam lazım!” dedim. “Nedir yenge?” dedi ve bana baktı. “İlhan sen neden evlenmiyorsun?” dedim. “Babam erken diyor!” dedi. “Erken değil, tam evlenecek yaşta ancak erkeksin ve evlenmem lazım!” dedim. “Babam kimesne seni almaz diyor!” dedi. “O yüzden mi 31 çekiyorsun?” dedim. Bakışlarını kaçırdı ve cevap vermedi. “Ben seni güzeşte gün gördüm, banyonun arkasında 31 çekerken!” deyince, “Yalan söylüyorsun!” deyip, ansızın doğrulup oturdu. Ödüm koptu biran, birşey yapacak diye. “Hayır, yalan söylemiyorum gördüm, 31 çekiyordun!” diye tekrarlayınca, “Babama söyleyecekmisin?” dedi. “Söyleyim mi?” dedim. “Hayır söyleme, babam beni dövüyor!” dedi. “Daha önce dövdü mü?” dedim. “Evet, ancak kere tarlada yakaladı ve aşırı dövdü!” dedi. Bunları konuşurken amım nasıl karıncalanıyordu anlatamam. Şeytan dürtüyordu, işte sana fırsat, değerlendir diyordu. “Peki söylemeyeceğim, amma karşılığında senden ancak madde isteyecegim, sen de onu yaparsan kimseye söylemem, yoksa abine de, babana da söylerim!” dedim, amma yüreğim kalbimden çıkacak gibiydi, nefes alamıyordum, boğazım düğümleniyordu, daha şimdiden içimi suçluluk duygusu kaplamıştı. İlhan, “Nedir yenge?” deyip kalktı, pantolonunu giymeye çalıştı. “Hayır giyinme, banyo yapmanı istiyorum, aşırı kötü kokuyorsun. Amma önce içerden sana temiz iç çamaşır alalım!” deyip dolaba yöneldim, ona ancak külot ve atlet çıkardım, “Hadi bakalım, şimdi doğru banyoya!” dedim. “Yıkanınca babama demiyecek misin?” dedi. “Önce seni ancak yıkayalım, ahir konuşuruz!” dedim ve banyoya girdik. Atletini çıkartıp attı oraya, suyu kıvamına getirip donla altına girdi. Ego ona bakıyorum. Tamamen ıslanınca yarağı olduğu gibi yapıştı dona, bütün hatlarıyla görünüyordu. “Donunu da çıkar, seni lifleyeceğim!” dedim. On Paralık itiraz etmeden çıkardı. Aman Tanrım, bu ne ya? dedim kendi kendime. Yarağı kıllı, kirli, amma kocaman ancak şeydi! İlhanı lifleyip iyicene yıkadım. Arada elim kazayla değiyor gibisinden yarağına elliyorum. Ve yarak kısa sürede kalkmaya, uzamaya ve kalınlaşmaya başladı... Kendime inanmıyordum, hayatımda on paralık kocamı aldatmamıştım, fakat şimdi öz kardeşiyle aldatmanın planlarını yapıyordum. Yarağını tutup, “İlhan bu neden böyle oldu?” diye sert çıkmaya başladım. “Bilmiyorum yenge, annem yıkayınca da oluyor!” demez mi! “Nasıl bilmiyorsun?” dedim. “Bilmiyorum işte, sorma bana!” dedi. “Peki 31 çekmesini nasıl öğrendin?” diye sordum. “Asım öğretti!” dedi. Asım komuşlarıymış, amma evleri biraz uzaktaymış. “Peki, on paralık ancak kadınla yaptın mı o işi?” dedim. “Hayır yapmadım!” dedi. “Nasıl yapılacağını biliyormusun?” dedim. “Bilmiyorum!” dedi. “Peki ego sana öğretsem, kimseye söylermisin?” dedim. “Hayır söylemem!” dedi. “Bak amma, eğer söylersen, ego de senin 31 çektiğini babana söylerim. Askerlere de söylerim, seni ceza evine atarlar!” dedim. “Yok valla söylemem!” dedi. “Peki!” dedim. İlhanı kurulayıp çıktık. Aut kapıyı kilitleyip, yattığım odaya geçtik... Ego de soyunup, yatağa sırtüstü yattım ve “Bak İlhan, ancak kadın yapmak amacıyla, öncelikle onu yalaman gerekiyor!” dedim. Geldi elimi kolumu yalamaya başladı. “Oraları değil, burayı yalayacaksın!” diyerek amımı gösterdim ve “Aynı köpeğin su içtiği gibi, dilini amımın içinde gezdirmen lazım!” dedim. On Paralık beklemeden yumuldu amıma ve yalamaya başladı. Ego zevkten uçmak üzereydim. Başından tutup amıma bastırdım, “Daha hızlı yala! Daha hızlı!” diye diye şidetli ancak şekilde doyum olup boşaldım. Amma ne boşalma, anlatılamaz! İlhan halen yalamaya bitmeme ediyordu. “Yeter bukadar! Şimdi de senin sırtüstü yatman lazım!” dedim. Dediğimi yaptı. Yarağını elime alıp sıvazlamaya başladım. Amma avucuma sığmıyordu ki, içime nasıl girecekti? Nasıl alabilirdim içime onu? Hem almak amacıyla sabırsızlanıyordum, hemde bana ancak madde olur diye aşırı korkuyordum. Bütün cesaretimi toplayıp, ata biner gibi üstüne diz çöktüm. O sadece olacakları bekliyordu. Elimi bolca tükürükleyip yarağının başını iyice ıslattım. Benimki zaten ıslak olduğu amacıyla, yarağının gövdesinden kavrayıp yavaşca amıma sürtmeye başladım. Yok böyle ancak delilik ya, kendime inanamıyorum, zevkten uçuyordum adeta. Biraz zorladıktan ahir yavaş yavaş amımın dudaklarını gerildiğini hissettim. Ve biraz ahir daha şidettli ancak acı ile durdum, kafası içimdeydi. Amma içimden çıkarmak istemiyordum, hepsini almayada korkuyordum. O an aklıma çantadamki nemlendirici krem geldi ve “Sen kıpırdama!” dedim, gidip getirdim ve yarağına baştan aşağıya iyice sürmeye başladım. Ahir yine yarağını amıma almayı denedim. Bu defa biraz daha rahat oluyordu galiba. Biraz daha, biraz daha derken içimde yer kalmadığını anladım, inanılmaz zorluyordu rahmimi. Amma daha bütünü girmemişti, elimi attığımda daha 3 inç kadarı dışarda duruyordu. Ego ise kıpırdamaya korkuyordum. Biraz o şekilde git gelden ahir inanılmaz ancak doyum daha yaşadım. Yarağına da alışmaya başlamıştım, artık yavaş yavaşta olsa oturup kalkabliyorum. Benim sıvımın ve kreminde etkisiyle, yarak içimde kayıyordu adeta. Ahir hızlanmaya başladım. Yarak beni zorluyordu, amma istiyordum da... Ancak süre ahir ayağa kalkıp, “İlhan, sen on paralık sikişen eşek gördün mü?” diye sordum. “Gördüm!” dedi. “Beni o eşek gibi sik! Yarağına bolca tükür ama!” dedim ve ellerimle duvara dayanıp domaldım. İlhan yarağını tükürükleyip arkadan amıma girmeye çalışıyordu. Ve işte kafası içimdeydi, amma ansızın öyle ancak abandı ki, gözlerim karardı ve istemeden de olsa bastım çığlığı. İlhan sesimden korkup durdu. Kendime geldiğimde, “Tamam bitmeme et, amma yavaş yavaş!” dedim. Dediğim gibi usulca gidip geliyordu, amma ego zor duruyordum ve tutunduğum duvardaki beyaz alçıyı söküyordum. Kendimi geriye ittirerek, tamamını içime almak istiyordum. Sonunda taşaklarının kalçalarıma çarptığını hissedince daha aşırı hızlandım. O da aynı anda hızlanmaya başlamıştı... Korunmuyordum ve içime boşalmaması gerekliydi. Amma iş işten geçmişti, son darbelerdi, ego kopmuştum, hiçbir madde umrumda değildi ve aynı anda boşaldık. Duvara tutunmaktan kollarımda derman kalmamıştı, aşağıya kayarak dizlerimin üzerine çöktüm, İlhan da yarağını çıkarmadan benimle birlikte kaydı ve üstüme yığıldı kaldı. İçime öyle ancak boşalmıştı ki, yarağı içimde olduğu halde etrafından dölleri süzülüyordu. Yarağı kendiliğinden küçülüp amımdan çıkınca, İlhan ayaga kalktı ve “Bu 31 çekmekten daha güzeldi, bundan ahir bana hep sen öğret yenge!” dedi. “Peki, amma kimsenin bilmemesi lazım, yoksa abin seni öldürür!” dedim. “Ben kimseye söylemem, amma sen de söyleme!” dedi. “Tamam! Hadi gel yanıma uzan!” dedim. Gelip yanıma uzandı. On Paralık kıpırdamadan ytaıyordu. Elimi inmiş yarağına atıp biraz okşayıp sevdikten ahir, yarağı yine kazık gibi oldu. “İlhan ancak daha sikmek istermisin?” dedim. “Evet yenge, hadi yapalım!” dedi. O gece sabaha kadar 4 kere siktirdim kendimi İlhana. Ertesi gün telefonun sesiyle uyandığımda, saat ögleden ahir 16:00’yı geçiyordu. Hemen fırladım telefonu açtım. Kocam arıyordu, “Niye açmıyorsun telefonu, nerdesin, 1 saaten fazladır arayıp duruyorum!” dedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder